26 Haziran 2015 Cuma

İş Yeri Güzellemeleri 1: Fabrika Güncesi Bir Özel Sektör Hikayesi

Dilek pardon yazının güzellemeyle ne alakası var?" demeyin. Güzellemedim ama ne yapayım başlık da bulamadım :D


İlk iş tecrübem babamın emeklilik sonrası hobisi müteahhitliğine denk gelir. Kendisinin yanında idari eleman olarak iş hayatıma başlayıp "özel sektör de hiç bana göre değil yahu! Bu patronlar hep vampir" izlenimini nasıl edindiğime gelince babam yani öz babam benim biyolojik babam evet sigortamı yapmamış! Aramızdaki diyalog,


"Baba ama neden?"

"Ya sen zaten öğrenciydin.."

"Fakat baba aynı zamanda da tembelim üstelik bu geçici bir şey de değil yani bir gün okulu bitirip "sivil" titrime döneceğim fakat asla çalışabilitesi doruklarda biri olmayacağım"

"Kendi kızına kıyak yaptı dedirtmem!"

"Baba bu çok saçma değil mi? Sen patronsun benim için para biriktirmen ve bunu biriktirirken yine bana harcaman gerekmez mi?"



"Beceriksiz muhasebeci unutmuş! Ben de üstüne düşmeyince öyle oldu ama benim kızım çalışır benim kı...."

"Ay baba lütfen ya! Senin biyolojik babam olduğun o kadar belli ki! Ne tembelsin kendin gitseydin sigortaya el evladı size beleşe mi çalışacaktı zaten? Ah baba 4 yıl erken emekli olacaktım ah.."

"2 hep part time geldin 2 bile değil söyletme beni..."

Tevekkeli babana güvenme diye bir laf var ama annene güvenme yok. Baba duy beni seni Ali Tezel'e şikayet edeceğim :( O ne yapar bilmiyorum ama suratıyla seni dövse o bile yeri..

Bu hazin hikayeden sonra size ilk çalıştığım yeri bir kapı fabrikasını ve elemanlarını çekiştireyim istedim.. İş hayatım böyle şekillenmemeliydi fakat şimdi hatırlayıp hatırlayıp gülüyorum işte...Özel sektörü hiç ama hiç sevmiyorum ve üç aşağı beş yukarı genelinin de böyle olduğunu düşünüyorum. Eğitim ve genel kültür seviyesi düşük patronlar ve o binalara hapsolmuş insanlar ve iş kapmak için çevrilen türlü entrikalar...




Fatih namı diğer Patron: Kendisi 35 yaşında bir adam olup yemeye bayılan bir gün kalp krizi geçirse elinde hamburgerle bulunacağına emin olduğum. 4 yıllık tahsili nasıl kazasız bitirebildiğine hala inanamadığım "Eskişehirli insan" karakterini kafamda ilk kez ona bakarak oluşturduğum antipatik karakter.. Hayatta bu kadar ortadan konuşan, bu kadar pot kıran bu kadar görgüsüz, parası bol ancak görüntüsü fakir bir insan daha görmedim... Üstüne Lacoste Tişört giyen fakat orijinal tişörtü bile çakma gibi taşıyan tek insandın patroncum! O tişörtün üstündeki timsah önce senin görgüsüzlüğünü sonra da seni yemiştir dilerim...

Patronun kayınbiraderi: Toplasan 50 kişilik bir fabrikada bu adamın ne iş yaptığını o gün de bilmezdim. Bugün oldu hala akıl erdiremiyorum. Patronun aksine lise eğitimiyle kalmış ve anladığım kadarıyla üniversite eğitimine inanmayan. "Hayat nassa bizim enişteye gülmüş dolayısıyla da bana da göz kırpmış" zihniyetinde olan "neden okula devam etmediniz?" soruma can alıcı ama o kadar da doğru bir cevap veren "Ne bileyim ya darladı beni. Hem sen okudun da ne oldu? Kamu Yönetimi okumuşsun gidip kaymakam olsana n'abacan kapıcıda" diyen bu adamın hayattaki tek gailesi işçilerin maaşlarını çekip fabrikaya getirmek ve işçilere kontür almaktı.. Şimdi yaşıyor mu? Sarışın ve güzel eşi hala o adama tahammül edebiliyor mu? Ah işte bunlar hep merak..

Yeni mezun mühendis bacım: Hayatta tek golü mühendisliği kazanıp, kazasız bitiren bu bacımın her şeye tepkisiz kalabilme ve fabrika yansa gülümseyerek bakıp "hayırlısı böyleymiş" diyebilme potansiyeli karşısında kapıldığım dehşeti size anlatamam.. Ülkemde canım güzel ülkemde tek hayali devlette kadrolu iş olan Cevriye ve onun gibileri o kadar iyi anlıyorum ki.. "Bir gencin hayallerini gerçekleştiremeyince dönüştüğü şeyi tarif et" deseniz size onu gösterebilirdim sadece.. Ne diyeyim? Hayırlısı...

Yedi Emin Yönetici Asistanı: Tuba bir yönetici asistanı dışında her şeydi.. Hem mühendis, hem öğle yemeği organizatörü hem fındıkkıran patronun karısını idare edici hem çalışanlar arasındaki ara bulucu hem de kuzu besleyiciydi.. Kuzu besleyici? Evet manyak patron fabrika bahçesine kuzu almıştı? "Neden?" dediğimde "Kendimi köyümde hissettiriyor" dediği için zaten o an itibariyle kendisini daha da kaale almamıştım... Bu kızımızın hayattaki tek derdi ise önce kendinden boşalacak yere beni yetiştirmek ardından da nişanlısının manyak ailesine bir hal çaresi bulmaktı.. Ne beni yerine yetiştirebildi ne deli kayınvalidesinin ağzını büzebildi.. Allah sabır versin bacım.. Dilerim hala tek parçasındır..

Patronun Eşi: Kendisinin günlük rutini 15 evet sadece 15 dakikada bir fabrikanın değişik yerlerine telefon etmek suretiyle ortamı denetlemekti.. Bir keresinde telefonu ben açıp "Fatih Bey yok gelince sizi ararım" dediğimi söylediğimde fabrikanın tüm elemanları panik içinde sağa sola dökülüp patronu çağırıp "Abi yeni kız telefonu açmış yenge de onu tanımamış üstüne kız bir de o yok demiş.. Abi n'apcaz yenge şimdi n'apar" dedikleri zaman "N'oluyo lan burada" dememek için kendimi zor tutmuştum..

 Bakışlarımla demiş olacağım ki mühendis arkadaş "şey Dilek patronun eşi biraz esereklidir sen bir daha telefonu açma açarsan da yok deme bana ver" dedi.. "Niye ona bir tapınak tanrıçası gibi davranıyoruz adam yoksa şapkadan mı çıkarayım?" dediğimde "yakarım lan buraları" demişim gibi gözleri açılıp birbirlerine baktıkları an anladım ki bizim tombalak patron bir sürü ceviz kırmış... Hem de o tiple.. Ah gözün kör olsun para sen nelere kadirsin.. Ay hem de o tiple!

Sırttan Bıçaklayan En Yakın Arkadaş: Kendisi bir muhasebeci olup, yetiştirilmek üzere işe başladığım fabrikadaki pozisyonu kendisine söylediğim andan itibaren o pozisyona göz dikmiş benim muhasiplik konusundaki basiretsizliğim ve arka arkaya kırdığım potlar da kendisinin sırtıma yerleştirdiği hançeri kolaylamasına zemin hazırlmıştır.. İş yerinde bulunduğum 1 hafta içinde ruhum 23 yılda daha bu kadar sıkılmamıştı ya neyse.. O sabah gidip patrona "abi iyisin hoşsun ama bu iş bana göre değil ayrıca o yeşil Lacoste Tişört de seni hiç zengin göstermiyor bilakis sana dar o dar haa biliyorum pahalı ama sende de para gani hafız git yenisini al. Bir de adam ol karını ateş üstünde bırakma bak allah çarpar hele de o tiple" deyip kaçmaya karar vermiştim. Tamam ya yalan adamı öyle aşağılamayacaktım tabi de yani ayrılacaktım işte...

Sabah fabrikaya gittiğimde herkesin bana nasıl acıyarak ve şefkatle baktığını görseniz.. Sanırsınız biri öldü.. Neyse patronun yanına gittim, anlattım ve dedim ki" bir arkadaşım var kendisi muhasebeci hem de çocuğu da var aslında başından beri onu işe almanızı söyleyecektim" dediğin an kızların gözleri doldu boğazları düğümlendi.. İşte dedim patrounun karısı filan intihar etti "ne oldu?" dedim. Patron "ben işe birini aldım Dilek" dedi. Ben de sevindim haliyle bu berbat iş bana patlamayacaktı "kim?" dedim "Bir kadın kocasıyla geldi dün benim de fazla vaktim yoktu kimdi o Tuba?" dedi. Tuba "Dilek'in işe almanızı söylediği arkadaşıydı" deyince başımdan aşağı kaynar sular dökülerek hayatta ilk en sağlam dost kazığını yemiştim.. Düşünsenize benim kararımı hiç sormadan gidip işe başvurmuştu ya o işe benim ihtiyacım olsaydı? Neyse.. Yine de dedim ki "hayırlısı" öyle de oldu..

Ramazanda dedikodu yapılmaz ama ben size eski meslektaşlarımın dedikodusunu yapmaya devam edeceğim. Sırada tam 3 dedikodu dolusu öğretmenler odası ve 1 de üniversite asistan odası var! Onların tipolojik açıdan enteresan ve komik olması da özel sektör-devlet çalışanı farkı sanırım :D


Siz de bahsetsenize biraz kötü anılarınız var mıydı hiç işle ilgili?

Size bir de en sevdiğimden şarkı "Jai Ho!" kaderimsin demekmiş. Belki kaderde sevdiğim yere geri dönmek de vardır ;)






38 yorum:

  1. Allah devletimize zeval vermesin.

    YanıtlaSil
  2. Ay şu Fatih'e bak... O tiple karısını aldatıyo bi de...
    Kız gerçekten Lacoste timsahı yesin onu :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yemiştir inşallah! Bir de densizdi ki.. Aklıma geldikçe diyorum ki, para beyefendiliği satın alamıyor :(

      Sil
  3. Gerçekten çok güzel güzellemişsin, gidip çalışasım geldi :P Serinin geri kalanını da merak ettim, özellikle asistan odasını :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yahu her yer böyle değil misal o merak ettiğin asistan odası ;)

      Sil
  4. Nereden aklına geliyor Dilekçim valla bayılıyorum senin bu yazılarına :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Canım çok teşekkürler. Sitcom tadında bir hayatım var malzeme sıkıntısı çekmiyorum hiç :D

      Sil
  5. Fatih karakteri oldukça enteresanmış.::)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Antipatik bir patron tecrübesiydi fakat onu da tanıdığım için mutluyum bir yerde insanları tanıyorum işte :D

      Sil
  6. Çok eğlenceli bir yazı olmuş. Favori karakterlerim Yeni Mezun Mühendis Bacı ve Patronun Eşi oldu:)
    Sevgiler

    YanıtlaSil
  7. Çok teşekkür ederim :D Buarada ikisi çok iyi anlaşırdı kulakları çınlasın (gerçi patronun eşininki çınlamasın ona da şüphelenir şimdi :)

    YanıtlaSil
  8. Ah bu özel sektör ! :) Keyifle okudum yazıyı canım serinin devamını merak ve heyecanla bekliyorum :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkürler :D Devamı gelecek :D

      Sil
  9. Yeni mezun biri olarak özel sektörü hiç sevmiyordum.Bu yazıdan sonra da antipatikliğim iyice arttı -_- Ne garip insanlar var dimi şu dünyada? Allah hayırlılarıyla karşılaştırsın.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Canım benim ne güzel genceciksin Allah istediğin kapıları açsın sana ve kalbindekileri versin dilerim. Lütfen bu yazıyla içini karartmamış olayım. Ben o işi hiç sevemedim çünkü kendimi ifade etmemi sağlamayacaktı fakat eminim senin önüne çıkan imkanlar ve insanlar bundan kat ve kat iyi olacaktır :)

      Sil
  10. Her zamanki gibi çok eğlenceli bir yazı tatlım, bu güzel yazıları yazan kişiyle tanışmalıyım :)) İnşallah tanışırız bir gün cnm, devamını merakla bekliyorum...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok mutlu ettin beni :) Ben de çok isterim tanışmayı inşallah bir gün ayarlayıp gerçekleştiririz bunu :)

      Sil
  11. Anlat anlat iyi oluyor böyle :D Bende bu ay maaşımı niye eksik verdiniz diye sordum ya ne verecektim ki? dedi adam. :D vampirlikte son nokta!! İşimden ayrılınca bir yazıda ben yazıcam ^^

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ağız dolusu "pislik!" diyorum patronuna! O ne demek? Yaz vallahi :D

      Sil
  12. Yazıyı keyifle eğlenerek bir o kadar da düşünerek okudum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim. Dilerim herkes işini seçebilecek özgürlüğe erişir de zorla bir yerlerde çalışmak zorunda kalmaz. Çok şükür seçebilen kesimdenim darısı tüm herkese olsun.

      Sil
  13. Eğlenerek okudum:) mezun olur olmaz "devlete kapağı atmış(!)" biri olarak bu özel sektörün sömürü düzeninden tiksiniyorum. Allah kurtarsin herkesi ne diyeyim:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Şansın daim olsun :) Dilerim herkes dilediği işte çalışma ayrıcalığına sahip olsun bir gün.

      Sil
  14. O özel kurum kurbanarından biri de benim ne yazık ki :( Bir önceki iş yerimde yöneticim erkekti ama onu yöneten karısıydı. Öyle tuhaf tipler var ki cidden, Allah akıl sağlığımıza zeval vermesin Dilekcim :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yani tamam anlıyorum bazı adamlar karantinayı bile hakediyor fakat bu şekilde onun çapkınlıklarının önünü alamadığın gibi kendini de komik duruma düşürürsün.. O kadar çok bu tarz hikaye dinledim ki,hiçbiri de başarıya ulaşmadı..

      Canım benim akıl sağlığı çok önemli vallahi ona zeval gelmesin ama gelirse de sen varsın azıcık konuşur derdimi dökerim ben şanslıyım :D

      Sil
  15. Bayılıyorum valla yazılarına, gözümde canlandı tüm karakterler! :)

    YanıtlaSil
  16. cok guzel bir paylasım olmus allah kurtarsın valla bu durumdan herkesi sitenizi takibe aldım iyi calısmalar :) - eminmetin.com.tr

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler. Dilerim herkes seçtiği işte çalışır bir gün.

      Sil
  17. Ay ben de bizim şirketi anlatmak istiyorum hep klavyemin ucuna geliyor ama takip edenler var diye zor tutuyorum kendimi :) öyle tipler var ki, film karakteri yapsalar amma da abartmışlar der insan. Ama böyle tipler olmasa da sıkıcı olurdu be iş hayatı :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet onlar olmasa tek düze giderdi her şey. Benim tek temennim azalan dozlarda devam etsinler bundan sonra :D

      Sil
  18. Merhaba, 15 yıl çalıştım özel sektörde, muhasebe servislerinde, işin sevmediğim tarafı hep geçmişle uğraşmaktı. Yazınızı okurken ise bir sürü anı canlandı gözümde. Mesela; 1 yıl çalıştığım fabrikanın bahçesinde kaz beslenir, çilek yetiştirilirdi. Öğlen tatillerinde ise azığımızı alır fabrikaların bahçe duvarlarından atlayıp meşe ormanına gider, dere kenarında karnımızı doyururduk... Sonrada Nazan Öncel şarkıları şarkıları söyleyerekten hızlıca geri dönerdik...Snıfff... Mazi oldu herşey...
    Ali Tezel'e başvuran bir amca emeklilik gününü hesaplattırmış, çıkan sonucu beğenmemiş daha erken bir emeklilik için başka bir yol yok mudur diye sormuş. Ali Tezel'de "amca nüfus cüzdanının rengini değiştir gel seni 5 yıl erken emekli edelim" demişşş...
    Dilek hocam sizin öyle bir şansınız da yok, sabır diliyorum:) Sevgiler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Vallahi bizim fabrikadan kaçışımız olsa olsa başka bir fabrika bahçesi olurdu nerede meşe ormanı.. Her yer pis fabrika bacaları doludur organize sanayide..

      Bana da bir çözüm bulmalı Ali Bey zira cidden zaman zaman sabrımın sınırına geldiğimi hissediyorum :D

      Sil
  19. çok hoş bir paylaşım olmuş ;)

    YanıtlaSil
  20. Hiç özel sektörde çalışmadım ama okulda gördüğüm öğretmenlerden ne yazılar çıkarabilirim. Özellikle şu an çalıştığım idareyi anlatsam halime acıyıp ağlayabilirsin ama okulda deşifre olduğum için yazamıyorum. Başka bir okula tayinim çıkarsa yazarım belki. Cidden iş hayatını yaşamadan büyümüş sayılmıyorsun.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ah o idareler... Hem özel sektörü hem devleti hem de üniversitedeki çalışma şartlarını görmüş biri olarak çok net söyleyebilirim ki okul idareleri ve bazı öğretmen odalarındaki entrika hiçbir yerde yok :))) Seni çok iyi anlıyorum inan bana. Zaten başımızdan geçenleri yazsak kaç blog yazısı çıkar kimbilir...

      Sil

Yorum bırakanları sevdiğimi biliyorsunuz e hadi! :)