5 Kasım 2018 Pazartesi

EYLÜL AYI OKUMA LİSTEM






Merhaba,

Bloga yazamadığım 3 ayın telafisi adına hiç hız kesmeden eylül ayında okuduklarımla devam ediyorum. 1 kitap yazısı daha olacak akabinde de farklı yazılara geçiş yapacağım. Özlemişim bloga yazı yazmayı :)

Çektiğim fotoğrafları yine beğenmedim :)

Eylül okumak adına güzel bir aydı benim için. 16 kitap okumuşum. Ama tabii ki okunması kolay kitaplardı sayı sizi aldatmasın :)



 Kumkurdu Serisi/ Asa Lind: Herhalde geçen ay okuduğum en güzel kitap buydu :) Kitapyurdu'nun Pegasus Yayınevi'yle yaptığı %50 indirim sayesinde Momo'yu ve bu seti almıştım. Kumkurdu adeta bir çocukları anlama rehberi. Zaman zaman anlamlandıramadığımız hareketleri olur ya çocukların işte bu kitaplarda o hareketlerin sebeplerini çözüyoruz hem de bunu çok şeker bir kız çocuğu olan Zackarina ve sahilde tanışıp arkadaş olduğu tatlı mı tatlı ve bir o kadar da zeki bir kumkurduna eşlik ederek yapıyoruz. Kalp ikonu olsa buraya onu koyardım zira ölümü bir anlatışı var bir iki damla yaşla birlikte bir de yarım tebessüm belirdi yüzümde okurken. "Kumkurdu" "Daha Fazla Kumkurdu" ve "Daha da Fazla Kumkurdu" şeklinde isimleri olan seri bence devam etmeliydi ne bileyim en çok kumkurdu, çok daha fazla kumkurdu, biraz daha kumkurdu :))))))))) Vallahi çocuk kitabı olmasına rağmen ben bayıla bayıla okurdum :) Çizimlerini de çok sevdim onu da ekleyeyim. Kitapların her biri ortalama 100er sayfa ve benim tavsiye listemde. Çocuklarınıza okutturun ve bence siz de okuyun :)

Masumiyet Çağı/Edith Wharton: Okunması gerek 1001 kitap listesinde de adını gördüğüm bir klasikti kendisi. Wharton'u ilk "İki Kız Kardeş" kitabıyla tanıyıp hayran kalmıştım ama Masumiyet Çağı o kadar vurucu gelmedi bana. Belki de konusuna filmlerden çok aşina olduğum için bilmiyorum. Kötü müydü? Hayır asla değildi özellikle sonunu sevdim. Genç avukat Archer , aşık olduğu nişanlısıyla evlenmek için acele etmektedir ama nişanlısı işleri biraz daha ağırdan almak ister. Bu esnada nişanlısı May'in kuzeni Bayan Olenska ile tanışan Archer bu tanışma ilerledikçe gönlünü kendisine iyiden iyiye kaptırır. Olaylar bu aşk çevresinde şekillenir. Aşk işte garip bir şey ne bileyim nerede nasıl bulacağınız hiç belli olmuyor. Çok fazla aksiyonu olmayan ama sakinliğiyle ve "adam ne yapacak acaba" dedirtmesiyle gayet de okuttu kendini bana :) Martı Yayınları'ndan çıkan kitap 426 sayfa. Aşk hikayelerini ve klasikleri sevenlere tavsiyemdir.



Deli/ Halil Cibran: Cibran'ın minik minik hikayeleriyle hayata dair altın vuruşlar yapmasını seviyorum. Bu kitapta da yine o minik hikayelerle hayatı hafiften sorgulatıyor Cibran. Sanıyorum en sevdiğim hikaye "İki Bilgin" oldu bu kitapta. Fikirlerin aslında ne kadar oynak olduğunun en güzel en sade anlatımlarından biriydi. Elimdeki tüm Cibran kitaplarını Mavi Çatı Yayınevi'nden aldım. Çeviride sorun yoktu şuana dek okuduklarımda. Kitap 135 sayfa ama ilk 55 sayfası Cibran'ı anlatıyor ve ben zaten daha önce Mavi Çatı'dan okuduğum ilk kitabında bu bölümü okuduğum için akabinde devam ettiğim kitaplarda o bölümleri okumuyorum. Sade ama ağırlığı olan bir okuma yapmak isteyenlere tavsiyemdir.

Kırık Taşlar/Heraklitos: Heraklitos'un günümüze dek gelmiş parçaları ilk kez manzum halde yayınlanmış. Bu minik minik parçalarda Heraklitos her şeyin sürekli ve sistemli bir akış halinde olduğunu anlatıyor. Ben çok severek bir çırpıda bitirdim kitabı ki zaten her sayfada birkaç cümlelik deyişleri mevcut. Bordo Siyah Yayınları'ndan çıkan kitap 163 sayfa. Felsefeyle ilgilenenlere veya hafif bir felsefi okuma yapmak isteyenlere tavsiyemdir.

Kadınlar Vaizi/ Hüseyin Rahmi Gürpınar: Gürpınar'ın hikayelerinden oluşan bu kitabını ağustosta okuduğum "İki Hödüğün Seyehati" kitabından daha çok sevdim. Yine minik hicivler, akıl dolu saptamalarla yazmış Gürpınar ve tabii o ne yazsa ben okurum :) Türk klasiklerini sevenlere tavsiyemdir. Mavi Çatı Yayınları'ndan çıkan kitap 84 sayfa.

Muhterem Efendim/ Necip Mahfuz: Yükselme hırsıyla kendi hayatını bile unutan ve bir anda ne vakit olduğunu bilmeden yaşlandığını farkeden ve evlilik için alternatifler araştıran Osman Bayyumi'nin hikayesini anlatıyor kitap. Bu hikayeyi anlatırken de o kadar güzel tahlil etmiş ki karakteri... Kitabın konusu güzel ama sanki çok mu çabuk akıp gitti bir şey mi eksikti emin olamadım. Sevdim mi sevdim. Daha güzel Mahfuz kitapları okudum mu? Okudum :) Ben Mahfuz'un tüm kitaplarını okumak istiyorum ve umarım yapabilirim bunu. Hit Kitap'tan çıkan roman 136 sayfa ve bir oturuşta bitecek cinsten.



Yaşlı Kralın Sürgünü/ Arno Geiger: Yazar Arno Geiger alzheimer olan babasının hayatını geçmiş ve şimdisiyle harmanlayarak anlatıyor kitapta. Alzheimer hastası yakınları bu hastalığın bir insanı yavaş yavaş ve inanılmaz keskin bir biçimde hayattan koparışına günden güne canlı tanıklık ettikleri için bu kitap onlar için biraz daha farklı anlamlar içeriyor kuşkusuz. Ne yazık ki o kişi en sevdiklerinizden biriyse bu hastalığın gidişatı sizi daha da üzüp daha da çaresiz hissettiriyor... Kitabın çevirisi mi yoksa orijinal dili mi bu kadar yavandı bilemedim ama o yavanlığa rağmen okurken çok az sıkıldığımı hissettim. Yazar babasının bu hastalık sürecinde kendi kendine bile yabancılaşmasını o kadar güzel tanımlamış ki "babam, hiç bilmediği bir dünyaya sürgün edilmiş bir kral kadar huzursuzdu"... Yaşlı kralın öyküsü bazen babanız bazen anneanniz bazen de halanızın öyküsü aslında. Çaresizliği kendinden zarafetle süslü ama gitgide acımasızlaşan bir yolculuk... Erdem Yayınevi'nden çıkan kitap 139 sayfa.

Türlerin Kökeni Manga/ East Press: 
Normalde Yordam Kitap'la bir Instagram mesajlaşmam oldu ve onun akabinde adlarını geçirmemeye ve alışveriş yapmamaya yemin etmiştim zira biliyorum ki sırf blogumdaki bu yazıları takip edip de onların kitaplarını ama özellikle de manga ve çizgi romanlarını alanlar vardı. Nazım Hikmet çizgi romanı için yaptığım bir yoruma sinirlenip "halkçı yayıneviyiz biz"le başlayan cümlelerini hala unutmadım Instagram hesaplarını kim yönetiyorsa biraz üslup ve tarz sahibi birine devretse keşke... O saçma diyaloğun faturasını tüm yayınevine kesmek ne kadar doğru bilmem ama ben artık Yordam'dan tek bir kitap almıyorum. Umarım bu yazımı da okurlar. Mangaya geçecek olursam ben manga okumayı çok sevdiğim için elbette bunu da sevdim. Darwin'in hayat hikayesini anlatırken "türlerin kökeni" adlı çalışmasına dair de bilgi sahibi oluyorsunuz. Tabii Darwin'i seversiniz sevmezsiniz o da ayrı konu. Ben çizgi roman ve manga serisini hemen bitirmek yerine okuma hızımın düştüğü zamanlara ayıracağım artık :) Yordam Kitap'tan çıkan manga 192 sayfa.



Işıklar Sönünce/ Agatha Christie:
 Efendim bir market ganimeti daha :))) Kırtasiye bölümü kapanacağı için 3 yıl önce tüm bölümü yüzde elli indirime sokan bir marketten almıştım bu kitabı. Yaşasın indirimden kitap almak :))) Kitap yazılarımı takip edenler bilir Agatha bacımın hastasıyım malumunuz. Bu kitabı şuana dek okuduğum kitaplarından farklı olarak 7 tane öykü içeriyor. Öykülerde her zaman alıştığımız kahramanlar olan 2 dedektif yani Bay Poirot ve Bayan Marple yok. Hatta öyküler tarz olarak da alışıldık Christie tarzı değil diyebilirim. Bu öyküleri ölümünden 21 yıl sonra bulunmuş ve iyi ki de bulunmuş. Ben çok sevdim öykü tarzını. Kendisinin bir de Mary Westmacott takma ismiyle yazdığı duygusal kitaplar da var. Bende 2 tanesi var bu kitabından sonra onlardan birini de okumak istedim zira farklı tarzlarda da Agatha'yı seveceğimi anladım bu öykülerden sonra.  Altın Kitaplar'dan çıkan kitap 174 sayfa. Agatha hayranları zaten okuyacaktır ama hem öykü severlere hem de Agahta ile tanışmayı kısa kısa öykülerle yapma fikrine sıcak bakanlara tavsiyemdir ama genel tarzının bu olmadığının altını yine çizeyim. Benim için hala en güzel kitabı daha doğrusu birinciliği paylaşan 2 kitabı "Orient Ekspresinde Cinayet" ve "On Küçük Zenci".

Anasının Kuzusu/ Kemalettin Tuğcu: 
Ya gülmeyin ama rafta çok baktı gözümün içine ben de kırılmasın, gönlü kalmasın diye aldım ve okudum :))) İyi ki de okumuşum nasıl iyi geldi. Kitap aşkım ilkokulda başlamıştı ve emeği geçen kitaplardan biri de buydu. Annem sınıf öğretmenliği yaptığı sırada almış ondan da bana kalmıştı bu kitap :) Konusuna gelince minnoş Adnan aslen nasıl zengin bir ailenin çocuğudur böyle konaklarda yaşamalar vay efendim bir giydiğini bir daha giymemeler, dedesinin kıymetlisi olmalar... Ama tabii bu kadar güzel bir hikaye olamaz hemen sabote olması lazım sağolsun babası koşuyor burada imdada ve hayırsızlığıyla koca aileyi batırıp bir de ölerek evlatlarını ve eşini kimsesiz bırakıyor. Aman ölse ne olur dirisinden ne hayır gördülerdi zaten? Adnan'ım evladım büyüyene kadar çeşitli işlerde çalışıp aileyi geçindirme telaşına düşüyor ve hemen bir mutlu sonla final yapıyor hikaye Adnan'ın üniversite mezunu oluyor. Anasının kuzusu :)))))) Anaç tarafım hemen benimsedi Adnan'ı tabii. Eeee balık burcu kadınıyız herhalde :)))) Bence Adnan da balık yani yoksa bu kadar inişli çıkışlı bir hayat :)))) Eveeet burada da burç yorumu yaptım tebrikler bana :) İtimat Kitabevi hala var mı bilmiyorum ama kitabın basım yeri orası. Teeee 79 yılında basmışlar. 96 sayfalık bir çocukluğa dönüş molası isterseniz Yeşilçam tadında bir tavsiye olarak bu da burada dursun :)







Otranto Şatosu/ Horace Walpole: Otranto Prensi Manfred tam da evleneceği gün esrarlı ve ağır bir şekilde oğlunu kaybeder. Bu ölümle birlikte planladığı dengelerin değişmemesi adına gelinine talip olur ve hikaye bu şekilde akar. Gotik edebiyat serisini birkaç ay önce Kitapyurdu'ndan almıştım ve her ay bir tanesini okumayı planlamıştım. Daha önce Sardinya Efsaneleri ve Undine ile başladığım yolculukta Otranto Şatosu'nu okurken yer yer kitaptan koptum. Kötü bir kitap değil elbette ama zaman zaman ya kurgudan ya da okuduğum dönem itibariyle ben dahil olamadım kitaba. Serinin diğer kitaplarını da muhakkak okumak istiyorum. Can Yayınları'ndan çıkan kitap 129 sayfa.

Surönü Diyalogları/ Oya Baydar: Oya Baydar'ı ilk kez okudum ve bu kitapla kalemine hayran oldum. Şimdi diğer kitaplarını da okumak istiyorum. Batıdan gelen bir  Türk ve bölgede yaşayan bir  Kürt olan 2 arkadaş arasında geçiyor diyaloglar ve her ikisi de kendi tarafından yorumluyor yaşananları. Oya Baydar'ın kitabı yazarken taraf olmamasını o kadar sevdim ki bu kitabın benim gözümde bu kadar eşsiz olmasını sağlayan en önemli etken buydu. Şu ana dek "Türk-Kürt" ekseninde yapılan yorumların denk geldiğim her biri  taraflılık içeriyordu. Baydar alışıldık "aydın" dilini bırakmış ve düşündüklerini gayet de güzel bir dille aktarmış her iki tarafın ağzından.  Ben bu kitabı gerçekten sevdim ve bu konuya ilgisi olan herkese de tavsiyemdir. Ben arkadaşıma hediye olarak bile aldım. Can Yayınları'ndan çıkan kitap 123 sayfa.

Küçümseme/ Alberto Moravia:
 Ölmeden Önce Okunması Gereken 1001 Kitap Listesinden bir kitap daha. Adı çok dikkatimi çekmişti akabinde de konusunun ne olduğuna bakınca almaya karar verdim. Yönetmen Molteni ve eşinin gayet yolunda giden evlilikleri yapımcı Battista ile buluştukları bir akşam teklemeye başlar. Aslında önceden olan çeşitli sorunların birikmesi mi yoksa o gece bir şey mi oldu diye düşünen Molteni eninde sonunda gerçeği keşfedecektir. Kitap ünlü Fransız Yönetmen Jean Luc Goddard tarafından da filme çekilmiş ve başrollerinde de Bridget Bardot ve Micheal Piccoli oynamış filmini ilk fırsatta izleyeceğim. Ben kitabı özellikle de yönetmen ve eşi Emilia'nın o vurucu ve kilit konuşmayı yaptıkları kısmı çok sevdim. Ağır bir okuma olmamakla beraber bir miktar merak bir miktar kadın erkek ilişkisi okumak isterseniz tavsiyemdir. Destek Yayınları'ndan çıkan kitap 263 sayfa.

Christine/ Stephen King: Veee King'in kesinlikle çok severek okuduğum  kitaplarından biriyle bitiriyorum bu yazıyı. Christine "Playmouth Fury" model bir arabadır ve lise öğrencisi Arnie Cunnigham onu görür görmez eski ve berbat haline bakmaksızın ve çevresinkilerin eleştirilerine kulak asmaksızın arabayı alır. Araba eski sahibinden bulaşan bir uğursuzluğa sahiptir ve Arnie bu arabayı garajından çıkarıp yeniden sosyalleştirince de Christine'in içindeki o uğursuz karakter de gün yüzüne çıkar. Sonra da başlıyor zincirleme olaylar :) Ben King'i zaten çok seviyorum ve bu kitabını da ziyadesiyle sevdim ve tavsiyemdir. Altın Kitaplar Yayınevi'nden çıkan roman 429 sayfa. King'den okuduğum her kitabın akabinde muhakkak sıralamamı da yazarım. Yine esgeçmeyeyim benim adıma en iyi kitaplarının sıralaması şu şekildeydi,  Göz, Hayvan Mezarlığı, Christine, Kujo, Çağrı, Kuşku Mevsimi ve Medyum. Medyum'un muazzam bir kitlesi olmasına rağmen ben okurken çok dahil olamadım. Çağrı ise vasat kitapları arasında gösterilmesine rağmen ben okurken keyif almıştım.

Son olarak  buraya harika bir şarkı bırakıyorum Steve Miller Band'ın muazzam serenadı eşliğinde hepinize sevgilerimi gönderiyorum :) Buarada okumamı tavsiye ettiğiniz kitap varsa yorumlara alırım :)




32 yorum:

  1. ne güzel bol bol kitap okunmuş yine :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. 4 tanesi çocuk kitabıydı diğerlerinin de okuması çok kolaydı o yüzden de hızlı aktı :)

      Sil
  2. Otranto şatosu muhteşemdi benim için :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Bana sen önermiştin zaten :) Kötü değildi ama çok dahil olamadım kitaba. Yanlış zamanda okuduğumu düşünüyorum :(

      Sil
  3. Kemalettin Tuğcu :)
    Daha yeni andım, benim ergen nesil olarak bu kitabı bilmiyor.. Geçenlerde küçük emrah modunda takılıyordu ki bir gün ben sana Kemalettin Tuğcu okuyayım bir de öyle bak hayata dedim :)

    Sevgilerle...

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Okullarda okuma listelerinde pek de yer verilmiyor artık. Bizim nesil için olmazsa olmaz tavsiyelerdendi :) Şimdi çocuk kitaplarınn çeşitlenmiş olması çok güzel ama böyle de bir dezavantajı var ki bizim neslin okuyup birlikte büyüdüğü bazı kitapları yeni nesil bilmiyor. Oytun'a ve sana çok sevgiler :)

      Sil
  4. Muhteşem, kitap okumak içten gelen güzel bir duygu. Tebrik ederim seni. :) Bazılarını not aldım ben de :)

    YanıtlayınSil
  5. Tebrik ederim. Çok zengin bir okuma süreci olmuş. Yaşlı Kralın Sürgünü hakkındaki düşüncenize katılıyorum. Biraz çeviri sorunu varmış gibi duruyor ...

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba,

      Teşekkür ederim ama 4 tanesi çocuk kitabıydı kalanlar da zor okumalar değildi. Sayı çok olunca biraz göz dolduruyor sanırım :) Çok bilinmeyen bir kitap okuyup da aynı kitabı okuyan birine denk gelmek keyifli oluyor. Hemen çevirmene yüklenmek istemedim açıkçası belki ana dilinde de böyle bir ifadesi vardır yazarın dedim ama bilemiyorum açıkçası bu kadar güzel bir hikayesi olmasa cazip bir okuma değildi açıkçası...

      Sil
  6. sıkı bir liste bu. oya baydar çok iyi tabiii ayfer tunç da öneririm :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Ayfer Tunç okumak istediklerim arasındaydı yazıyorum onu da listeme :)

      Sil
  7. sahiden böyle blogları okudukça diyorum kendime neden az okuyorsun? neden hayatın bomboş. teşekkürler hayatımı sorgulattın. ehehe.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Hayatınız bomboş değildir, üzerine eğildiğiniz farklı bir hobiniz/meziyetiniz vardır ve o dolduruyordur hayatınızı. Ya da öğrenciyseniz derslerden vakit kalmıyordur. Eminim daha fazla okuyacaksınız bundan sonra :)

      Sil
  8. Ne güzel bir seçki. Eylül ayı çok verimli geçmiş, tebrik ederim okuma azminizi ve kitap sevginizi. Deeptone'un tavsiyesi üzerine geldim. Ben de beklerim :))

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim hoşgeldiniz. Ben de ilk fırsatta uğrayacağım size :)

      Sil
  9. ay bak ama bi son yazısımaaa :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Yıldız Hanımın yorumundan sonra anladım gelecektim şimdi ben de. Teşekkür ederim :)

      Sil
  10. Keşke benim de böyle çok okuyacak zamanım olsa şimdilik ayda iki kitap diye bi hedef koydum umarım gerçekleşir. Agatha Christie pek severim kendisini 😍 Deepim yazmıs hemen bakayım dedim memnun oldum bloğunuzla tanıştığıma sevgiler :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Yatmadan önce en az 50 sayfa okuyacağım diye kendinizi şartlandırın ve sürükleyici bir kitapla buna başlayın gerisi kendiliğinden gelecek :) Ben de memnun oldum teşekkür ederim :)

      Sil
    2. Bu güzel tavsiye için teşekkür ederim deneyeceğim söylediğinizi sevgiler:)

      Sil
    3. Rica ederim. Umarım faydasını görürsünüz. Sevgiler benden de :)

      Sil
  11. Polisiye :)

    Kitap dostluğu gibi bir şey var mı? :)
    Ben de beklerim bloguma, sevgiler... :)

    YanıtlayınSil
  12. Dolu dolu bir ay olmuş, fena mi? Yazıyı okurken keyif aldım, kitap paylaşımı yapan birisi olarak gercekten keyifliydi. Agathanin kitabını daha üç gün oldu bitirrli burada görmek güzeldi. Sanirim bir dönem kaybolmuşsunuz deep sayesinde tanıdım, umarım gitmezsiniz. Zira severek izleyeceğim sizi:)))

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Hoşgeldin Almanyalı Gelin :) Benim de abim var Almanya'da. Küçükken gurbete abi yollayınca Almanya'dan gelen kartpostallarda abimi aradığım zamanlar geldi bak aklıma :) Hiç kaybolmadım 4 yıldır yazıyorum sadece yorumlarım kapalıydı, yorum almıyordum Deep onu söylemeye çalıştı muhtemelen. Agatha'nın kitaplarını sipariş vereceğim ben de az sonra :)

      Sil
  13. Sonbahara bereketli bi baslangıç yapmışsın sevgili Dilek :) umarım öyle de devam ediyordur.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Ekim iyiydi ama kasım için aynını söyleyemiyorum şu an :)

      Sil
  14. Hepsi birbirinden güzel görünüyor :)
    Bloğunuzu Deep'in yazısıyla keşfettim. Bana da beklerim. Sevgiler :)
    www.morduslerkitapligi.com

    YanıtlayınSil
  15. Harika, ne güzel kitaplar seçmişsin. Keyifli okumalar..

    YanıtlayınSil
  16. Ne güzel upuzun bir liste veee en cok dikkatimi ceken Agathacigim 😊

    YanıtlayınSil

"Güzel yazı, emeğinize sağlık, benim sitem de şu ben de beklerim, bu bir otomatik yorumdur" tarzı sadece yorum yapmış olmak ve link bırakmak amacıyla yapılan yorumlar yayınlanmayacaktır. Alakanıza teşekkürler :)