21 Ocak 2017 Cumartesi

ÇOCUKLUK ARKADAŞIM HOŞGELDİN

95-96 sezonuna çiçek gibi hazırlanıp gelmişti yel değirmenleri... Nilay yoktu artık peki ben bu yel değirmenleriyle nasıl savaşacaktım? Az pislik yapmamıştım grubuma güvenip hadi yiyorsa geri adım at Dilek Hanım.. 

Kocaman gözleriyle gelip "Dilek nasılsın?" Dedi Nezihe.. Ağzım açık nasıl baktıysam "Nilay yok diye benim de gideceğimi sanmadın değil mi? Biz seninle arkadaşız artık"... Bu cümle bundan sonraki 4 yılda gözümü kapatıp yapacağım tüm artistliklerin tesciliydi.. Nasılsa "tek" değildim.. Bir ergen için "biz" olmak nasıl anlatılır bilmiyorum ki...



Haksızlığa hiç gelemezdik. Sesimiz hep en üst perdeden çıkardı. Taşrada yetişmiş kanaatkar, adil ve vicdanlı çocuklardık neticede. Kendimize misyon edinmiştik tartışmayı. Sanırsın koca dünyanın yükü sırtımızdaki küfedeydi.. Küfe demişken şu cümleyi anımsar mısın "babam bu küfenin altında öldü" Ne kadar salaktık  o kısmı her okuduğumuzda aynı espriyi yapıp salak salak gülerdik. Hayır komik bile değildi :))) O esnada fonda İdris Hoca "kıııızzzz dönder sayfayı ne gülüyorsun"... Sayfayı dönderem de akıl küfenin altında...


İlknur Hocanım parfümü Tenis'e hülyalanmalarımızı hatırlar mısın? Sen almıştın sanırım sonra o parfümü. Ya senin Yasin ve Aydoğan'a  etnik kökeni savunmalarına benim üniter mi yaklaşımlarım? Üniter bir çocuktum kabul :)   Yasin demişken allah onun cezasını vermesin ya mide rahatsızlığını bahane edip çıkardığı gazlara kızdığımızda "ya kızım kardeşiz biz" demesi.. Öyle de inandırıcı söylerdi ki sanırsın kardeşlik birbirinin gaz kokusunu içine çekmekti.. Ses edemezdik neticede küçük yerin yersiz samimiyetine gark olurduk.. Ya sosyolojik çözümleme oldu resmen :) Taşralılık şeysi :)))))


Tenis maçlarını izleyip hayal kurdukça "yaparsın ya"demelerin. Uçağıma Martina Hingis'i almama fantezim? Şu an kahroluyordur eminim :))) 19 Mayıs törenlerinde o paçavra elbiseler içinde birlikte rezil  olmalarımız...  Dilek Öğretmene sınıfta ilk karşı gelenin ben olması gururunu  paylaşmamız.  Dışı Ralph Schumacher içi cep boy sapık komşunuz Bekir'e şok olmamız. En komiği de "Nezihe doğum günümde para toplasana Ricky Martin cdsi alın bana lütfen başka şey almasınlar" deyip kendime doğum günü sürprizi yapmalarım :)) Kız evlenemedim ya Ricky'le de.. Baya boylu poslu ben olsam benim de tercih edeceğim bir adamı tercih etti ya bana :)))

Ya Emre'ye aşkım? Emre bu kadar sevildiğini bilse o, odun kıza evlenme teklif eder miydi sence? Kıyamam bana ya hala içimde durur o platonik aşkın masumiyeti... Ay aşk demişken Serkan vardı ya.. Allahım o ne manyak çıktı kız öyle... Nişanlandığı halde bana "Dilek ben seni çok seviyorum" diyerek mesaj atışları.. Evlendi de kurtuldum şükür...

Hahahah dur. Manken olma hayallerime ne diyorsun? Ne salak bir ergendim ya! Allahım annem bana nasıl sabretti ya? :)))

Ya beni istemeye gelen çocukla babasını hatırlar mısın? Nasıl kıl olduysam annemin evde olmayışını fırsat bilip bir şekilde yollamıştım onları da adam getirdiği tavuğu da alıp gitmişti.. . Sen kopmuştun "Dilek ya tavuğu da aldı gitti adam" demiştin. Hahaha bak buna acayip gülüyorum ya..

Ya Vieri Tarık? Ya dur bir posta da buna güleyim... Ne manyak bir benzetme yeteneğim varmış ama Schumacher Bekir, Vieri Tarık, Kennedy İdris.. Azıcık alaydınız ya beni şu televizyonun başından ay ne biçim arkadaşsınız ya :)))

Gidilecek yerlerin, İstanbul'da tutulacak ortak dairenin ve benim kıracağım milyon kalbin bilançosunu hazırlamalarımız... Ya Arzu'larla birlikte pop ah pardon rock grubu kurma hikayemiz? Her birimizin evinde toplanıp yatılı kalmanın o heyecanı? En dibe vurduğumda bir telefonla kendime gelişlerim... Hastalığımın 99'da tekrar nüks etmesini olgunlukla karşılayabilmem.. Neticede öldürmediğini gördüğüm gibi ona en iyi gelenin de kahkaha olduğunu ve artık hayatımda bolca kahkahanın varlığınla sabit olduğunu biliyordum...

Elmas Otel'deki mezuniyetimizi hatırlarsın... Ne kadar güzeldik ve ne kadar umut dolu.. Mezuniyetten 2 ay sonra otelin deprem enkazı olmasına mı yanayım yoksa tüm çocukluk hayallerimin de o enkazda kalmasına mı?
Ve ayrıldı yollarımız.. Hayatta o gün kalbime saplanan bıçağın acısı beni hiç terk etmeyecek sanırdım.. Sen Bursa'ya gittin.. Çocukluğuma en iyi gelen şeyi kilometrelerce uzağa uğurlayıp İstanbul'da denemek istedim şansımı ama cesaretsizliğimden boğazımdan geçmedi İstanbul...

Şimdi şimdi çocukluğumu o kadar çok andığım bir süreçte yeniden hayatıma girmen. Tüm hayal kırıklıklarımızı, üzüntülerimizi, yüzleşmelerimizi ortaya dökmemiz.. Hiç büyümemişiz gibi... Telefonda attığımız kahkahalar.. Sanki lise sıralarını dün bırakmışız gibi...

Hayat bize ne kadar çok acı ve hayal kırıklığı getirmiş.. Ama en yakın arkadaşım Leonard'ın (Cohen) dediği gibi "ışık çatlaklardan içeri girer" mottosuna tutunmuşuz...

Sol yanımızın sızısı beni gerçekçi seni hayalperest yapmış ya en büyük şaşkınlığım o oldu.

Dün doktoranı bitirip doktor olduğunu yazdığın zaman hissettiklerimi sana anlatamam Nezihe... Tüylerim diken diken oldu.. İnanılmaz gururlandım. İlham verdin bana. Eksik bıraktıklarımı tamamlamak adına...

Savcı olacağına inanırdım hep. O kadar severdin ki fikirlerini sonsuz savunmayı... Şimdi de yapacaksın. Sonsuz bir tutkuyla savunacaksın onları. Özgürlük, tutku, aşk ve inanç vereceksin öğrencilerine biliyorum seninle yolu kesişen hiçbir öğrencin eskisi gibi olmayacak artık..

Kalpten tebrik ediyorum seni. Yolun açık olsun çocukluk arkadaşım.. Hoş geldin yeniden :) Ricky'i bırakıyorum buraya kutlama şarkısı olsun :)